Merak etmeyin bu başlığı koymaktaki amacım sizi henüz hamileyken çocuğunuzu matematik çalıştırmaya teşvik etmek değil. Matematik becerileri sandığımızdan çok daha erken gelişmeye başlıyor. Gelişimsel olarak uygun yollarla desteklendiğinde ise çocuğunuzun gelecekteki akademik yaşantısına büyük etkisi oluyor. Hal böyle olunca hem okullar hem de aileler bu konuda erken yaşta aksiyon almaya çalışıyor. Ancak bu defa da çocukları “matematik çalıştırmak” için gelişimlerine uygun olmayan, yaratıcılıktan uzak ve anlamsız

kağıt çalışmaları ortalıkta kol geziyor. Peki erken yaşlarda matematik neye benzer? Neye benzerse çocuklarımızın ileriki yaşlardaki akademik başarılarına olumlu etkisi olur? Gelin hem gelişimlerine uygun, hem de onları olumlu anlamda zorlayarak becerilerinin gelişmesini sağlayacak yöntemlere bir göz atalım.

Eller, eller eller…

Çocukların öğrenmesinden bahsediyorsak elleri ve beyinleri daima aktif olmalı. Çocukların tek bir cevabı olan ve genellikle günlük yaşantılarıyla bağ kuramadıkları kağıt çalışmalarına ihtiyaçları yok. Onların dokunabileceği, farklı biçimlerde kullanabileceği üç boyutlu malzemelerle tasarlanmış açık uçlu (birden fazla cevabı olabilen) egzersizlere ihtiyaçları var. Çünkü çocuklar üç boyutlu nesneleri kullanarak gerçek yaşantılarıyla ilişkili problemleri çözdüklerinde, sayı, miktar, şekil, örüntü ve veri işleme gibi matematik kavramları daha iyi anlıyorlar (Grossman 2012). Çocuğunuzun matematik becerilerini geliştirmek istiyorsanız ona çalışma kitabı satın almayın. Sayabilecekleri, gruplayabilecekleri, şekillerini keşfedebilecekleri birçok nesne verin ve matematiği özgürce keşfetmelerine destek olun.

Düşe kalka matematik

“Çocuk bu düşe kalka büyüyecek!” sözünü duymayanınız yoktur. Matematik becerileri için de aynısı geçerli. Çocukların matematiği daha iyi anlamak için denemeler yapmaya ve yanılmaya ihtiyaçları var. Öğrenme tam da bu deneme, yanılma, tekrar deneme ve bu sayede problemi çözme sürecinde gerçekleşiyor. Biz yetişkinler çocuklarımıza “matematik öğretme” kaygısıyla sorulara kısa yoldan cevap verdiğimizde, onlara sayıları, şekilleri didaktik bir şekilde öğrettiğimizde ise bu fırsatı ellerinden almış oluyoruz. Çocuğunuzun matematik becerilerini geliştirmek istiyorsanız “öğretmeye çalışmayın”. Soru sorun, onların soru sormasını teşvik edin. En önemlisi onlara deneme ve yanılma fırsatı verin.

Oyun, günlük hayat, matematik oh ne rahat!

Oyun her şeyin ilacı, matematiğin de! Boş ayakkabı kutularına numaralar yazın ve evinizde bir ayakkabı dükkanı oluşturun. Çocuğunuz ayakkabı satıcı olsun, siz de dükkana gelen müşteri. “20 numara ayakkabı istiyorum.”, “Bu küçük geldi, daha büyük numara var mı?”, “Bu kaç para acaba?” gibi sorularla  yunu sürdürün. Boş bir kağıda sayıları yazıp çocuğunuza öğretmekten çok daha etkili olduğunu göreceksiniz. Çocukların matematik becerilerini geliştiren en önemli unsurlardan birisi de günlük hayattaki matematik konuşmaları. Araştırmalar günlük hayatta matematik ile ilgili konuşmalardaki en ufak bir artışın bile büyük sonuçları olduğunu gösteriyor. “Hangimizin boyu daha uzun?”, “Daha az olanı bana uzatır mısın?”, “Asansörde 5 numaraya basar mısın?” vb. basit gibi görünen sorular matematiksel becerilerinde sıçramaya neden oluyor.

Basitten zora, somuttan soyuta, adım adım sabırla…

Çocuklar bebeklikten itibaren matematiksel kavramları öğrenmeye ve bu alandaki becerilerini geliştirmeye başlıyor. Doğdukları andan itibaren güvendikleri yetişkinlerle yaşadıkları günlük hayat deneyimleri matematik ile ilgili fikirler oluşturmalarını sağlıyor. Ek gıdaya yeni başlayan bebeğinize “Biraz daha ister misin? Nil daha çok yemek istiyor. Tabağın bitti, Nil’in tabağı boş.” gibi cümleler kurduğunuzda, onları temel matematiksel kavramlarla tanıştırıyorsunuz. Zamanla bu matematiksel konuşmalar karmaşıklaşarak

devam ederse ve onların gelişimlerini sağlayacak ölçüde zorlayıcı deneyimler yaşarlarsa becerileri katlanarak artıyor. İnanılanın aksine matematik öğrenmek için zor ve soyut deneyimler gerekmiyor. Üç boyutlu malzemelerle somut çalışmalar yapmadan, soyut problemler verdiğinizde veya onları kağıt çalışmalarına terk ettiğinizde ise tam tersi bir etki oluşuyor.

Çocukları erken yaşlarda yaşadıkları deneyimler, ileriki akademik başarılarını etkiliyor. Ancak hiç bir şey için acele etmeye, çocuklara zorla “matematik öğretmeye” gerek yok. Gelişimin sırrı çocukların öğrenme hızlarında, sabırla ve bıkmadan destek olmakta, üç boyutlu nesnelerle, gerçek yaşamlarıyla bağ kurabilecekleri oyun dolu deneyimler yaşatarak problem çözmelerini sağlamakta yatıyor.