COVİD-19 pandemisi hepimizin hayatın tam ortasına ansızın geldi ve yerleşti. Aylar önce uzaklarda bir ülkede başlayan salgın bir hastalık olarak duyduk adını, yaklaşık bir ay önce de ülkemizde başladı salgın.

Yaşadığımız bu olağan dışı durum çocuk, yetişkin tanımadan hepimize farklı duygusal yükler getirdi. Bazı yetişkinler ve çocuklar bu süre.le daha kolay baş edebiliyorken bazıları daha çok etkilenebiliyor. Kişisel farklılıklar, mizaç, önceki yaşanmışlıklar sebep oluyor bu farka. Kimimiz sağlığımızı kaybetmekten ya da yakınlarımıza bir şey olmasından korkarken, kimimiz izolasyonda kalmanın getirdiği sosyal yoksunluklarla mücadele ediyoruz, kimimiz ise maddi kaygılarla boğuşuyoruz. Bu salgın hepimizin hayatını farklı anlamlarda değiştirdi. Bu değişim bizi bir çok bilinmeyenle karşı karşıya getirdiğinden güvende olma duygumuz da zarar gördü.

Tehlikeli bir durumda olduğumuzu hissettiğimizde biz insanların verdiği ilk tepki “hayatta kalmak” için çabalamak oluyor. Hayatta kalmak ise “fiziksel sağlığımızı” korumak, beslenmek ve temiz kalmak ile mümkün. Hal böyle olunca “ruh sağlığımız” doğal olarak ikinci plana atılabiliyor. Bu gayet doğal bir durum, fakat ruh sağlığımız zarar gördüğünde sonra müdehale ne kadar gecikirse iyileşme o kadar zor ve sancılı olabiliyor. Bu sebepten yaşadığımız bu olağanüstü dönemin ruh sağlığımıza vereceği zararı minimuma indirebilmek adına önleyici müdehalelerde bulunmak çok mühim.

Peki bu süreçte çocukların psikolojileri neden ve nasıl etkilenecek, bu etkiyi azaltmak adına biz neler yapabiliriz?

Öncelikle çocuklarımızın duygusal durumlarını ve davranışlarını iyi izleyip, ihtiyaçlarına cevap vermeye gayret etmemiz gerekiyor. Çocuklar, onlarla ilgili davranışlarımızı belirlerken faydalanabileceğimiz en doğru rehberlerdir. Onları doğru analiz etmeyi başardığımızda bize neye ihtiyaçları olduğunu anlatırlar. Bu süreçte çocuğunuzu her zamankinden daha iyi analiz etmeniz yaşayacağı duygusal değişimleri hızlıca farkedebilmenize ve duygularını düzenlemelerinde onlara destek olmanıza olanak sağlayacaktır. Özellikle belli bir yaşa kadar, çocuklar kendi kendilerine duygu düzenleme yapamaz ve bunun için bir yetişkin desteğine ihtiyaç duyarlar.

Çocuklar her zamankinden çok daha fazla evde vakit geçirdikleri ve bunu yapmak zorunda olduklarından dolayı onlar için yapabileceğimiz en kıymetli şey onlara huzurlu ve keyifli bir ev ortamı sunabilmek olacaktır. Tabiki sınırsız bir ortam kurmaktan bahsetmiyorum fakat çocuklarınızın bu dönemde yaşayabileceğini öngördüğümüz duygusal (öfke, kaygı stres artışı), fiziksel (halsizlik, uyku düzeninde değişiklik, iştahta değişiklik) değişiklikleri göz önünde bulundurarak yeni sınırlar ve kurallar belirlemenizi öneriyorum.

Çocuklar bu süreçte alışık oldukları rutinlerinden (okul, haftasonumu etkinlikleri, arkadaş buluşmaları) bir anda ayrıldılar. Çocukların bu süreci daha kolay atlatabilmeleri adına bu sürece dair rutinler yaratmak faydalı olacaktır. Bu rutinleri yaratırken esnek olabilmek, katı kurallı bir ev ortamı yaratmamaya gayret etmek önemlidir. Ders çalışma, kitap okuma, etkinlik yapma, yemek zamanı gibi zamanları net bir biçimde belirlemek ve mümkünse her gün aynı şeyleri aynı zamanda yapmak çocuklarınızın kendilerini güvende hissetmelerine ve bu yeni düzene daha kolay alışmalarına yardımcı olacaktır.

Evde vakit geçirdikleri bu dönemde onları mutlu etmek ve sıkılmalarını bir nebze önleyebilmek adına birlikte yapacağınız etkinlikler çok kıymetlidir. Etkinlikleri birlikte planlamanız ve keyif alacakları şeyler seçmeniz, keyif almadıklarını gördüğünüz etkinliklerde ısrarcı olmamanız ayrıca önemlidir. Şunu unutmayın ki çocuklar çok basit düşünür, ve basit şeylerle mutlu olurlar. Kendinizi çok farklı ve özgün etkinlikler yaratmak zorunda hissetmeniz bir süre sonra kendinizi yetersiz hissetmenize ya da zorlandığınız için vazgeçmenize neden olacaktır. Önemli olan onlarla neyi yaptığınızdan çok yaparken onlara neler hissettirdiğinizdir.

Bu süreçte sanırım sürekli haber programlarını takip ediyorsunuzdur. Biz yetişkinlerin haber alma isteği doğru bilgiye sahip olarak rahatlama ihtiyacımızdan kaynaklanmaktadır. Aynı durum çocuklar için de söz konusudur ve çocukların en güvenilir haber kaynağı anne babalarıdır. Bu sebepten her çocuk duygusal gelişimine, yaşına ve merakına göre ebeveynleri tarafından bilgilendirilmelidir. Biz onlara net açıklamalar yapmadığımız sürece kendi gelişimsel potansiyelleri doğrultusunda konuyla ilgili çıkarımlar yapar ve büyük olasılıkla yüksek kaygı yaşarlar. Çocuklarımıza bilgi aktarırken doğru zamanı seçmek de ayrıca önemlidir. Her çocuğun konuşmak istediği zaman aynı olmayabilir. Dikkatini vermediğini, huzursuz olduğunu ya da ilgilenmediğini görürseniz konuşmayı sonlandırabilir, ve ne zaman neyi merak ederse size sorabileceğini ona söyleyebilirsiniz. Nasıl cevap vereceğinizi bilmediğiniz sorular sorduğunda biraz düşünmek için izin istemek, nasıl anlatmanız gerektiğini bilmediğinizi ve daha sonra konuşabileceğinizi söylemek gibi dürüst bir yaklaşım çocuğunuza da size de iyi gelecektir. Süreçle ilgili çocuğunuza bilgi verirken umudunu besleyecek cümleler kurmak çok mühim, zira bu gibi travmatik dönemlerde insana en iyi gelen şey umut olduğunu bilmektir.

Bu süreçte çocuğunuzun yaşayabileceği başka bir sıkıntı ise hissettiği duygularla ilgili kafasının karışıyor olması olacaktır. Kendini çokça mutsuz ya da üzgün hissediyor olmasından dolayı saha çok strese girmesi, kaygı hissettiğinde nasıl baş edeceğini bilmediği için fazlaca zorlanması ve kendisini “anormal” olarak nitelemesi muhtemeldir. Bunu önleyebilmek adına çocuğunuzla duyguları hakkında bolca konuşmak ve duygularını ona anlatmak faydalı olacaktır. “Sıkıldın, mutsuz hissediyorsun farkındayım, bu çok normal ve ben burada senin yanındayım…” cümlesini duymak çocuğunuzun hem duygularını tanımasına, hem duygularından dolayı kendini kötü hissetmemesine hem de anlaşıldığından ve yanında onu koruyacak bir yetişkin olduğundan emin olmasına yardımcı olacaktır. Kendi duygularınızı ondan gizlemek yerine onunla paylaşmak çok önemlidir. Bu sayede hem size olan güveni artacak, hem de zorlayıcı duygularla baş etmek konusunda sizi model alarak öğrenecektir.

Elbette hiçbirimiz için kolay değil bu yaşadıklarımız. Her birey farklı yaşıyor bu süreci, haliyle tek bir reçetenin herkese iyi gelme ihtimali yok. Bu sebepten kendinize ve çocuğunuza neyin iyi geldiğini en iyi siz bilirsiniz. Mutluluğun tek bir kaynağı yok, önemli olan sizin kaynağınız nedir bulmak ve o kaynağı kullanmak. Doğru açıdan bakarak bu mümkün. Her insana iyi geleceğinden emin olduğum bazı şeyler de var elbette. Güven hissi, şefkat, ve umut. Bu süreçte kendinizden ve çocuğunuzdan şefkati esirgememenizi, güvende hissetmek için yapabileceğiniz en doğru şeyleri yapmanızı, ve umudunuzu kaybetmemeye özen göstermenizi umuyor, sağlıklı günler diliyorum.

Pedagog Sezen Akınal Bulut

@theraplayturkiye / @sezenbulut__

 

Bu Süreçte Size Destek Olabilecek Kaynak Önerileri

Kitap

Çocuklar için:

Çok Hayal Kuran Çocuk, Şermin Yaşar

Korku Hakkında Bildiğim Her Şey, Jaume Copons

Bir Kurbağa Gibi Sakin ve Dikkatli, Eline Snel

Kapu’nun Kaygısı, Işın Emeç

Nasıl Hissediyorum? Endişelendiğim Zaman, Cornelia Maude Spelman

Walter’ın Endişeye Gerek Yok Giysisi, Rachel Bright

Noa Kirpi ve Sarı, Sepin İnceer

Ebeveynler için:

İnsan Her Koşulda, Ayşe Bilge Selçuk

Film

Inside Out (Ters Yüz)